29 Mayıs 2020 Cuma   

 Gündem

 Bu Hafta

 Kitaplar

Özgeçmiş

Yazı Arşivi

Fotoğraflar

Sık Sorulan Sorular

 
 Hulki Cevizoglu Yazilar

25 Şubat 2019 Pazartesi
Ceviz Kabuğu

EKSİKLİK NESNESİ

Yazının başlığı “Dostoyevski Üzerinden İnsan Çaresizliğinin Psikolojik Analizi” de olabilirdi.

֍ ֍ ֍

Dün sona eren 13. Ankara Kitap Fuarındaki imza günlerimde, her fuarda olduğu gibi okuyucu ve izleyicilerimin içten duygularını dinledim, onlarla fotoğraflar çektirdik, güzel sohbetler yaptık.

Ve bu arada kendime yeni kitaplar almanın mutluluğunu yaşadım.

Bugün sizlere, Dostoyevski’nin “Ölü Bir Evden Hatıralar” romanındaki cezaevi anı ve anlatılarından yola çıkarak, insanın insana yaptığı muamele sonucu, çaresiz insanın içine düştüğü durumu anlatmak istiyorum.

İsteyenleriniz, Ergin Altay’ın akıcı çevirisi ile İletişim Yayınlarından çıkan romanı alıp tümünü zevkle okuyabilir.

TATLI BİR SÖZE KIRBACI UNUTMAK

Dostoyevski romanında cezaevinde yaşadığı korkunç deneyimleri, tanıştığı mahkûmları ve gardiyanların zalimliğini anlatıyor.

Hapiste iyi ile kötü kavramları hızla değişiyor.

İnsanlık yok oluyor.

Dostoyevski anlatıyor.

֍ ֍ ֍

Mahkûmlar, kendilerini kırbaçlatan cezaevi komutanı Üsteğmen Smekalov’u sevgiyle, neşeyle anıyorlardı.

Önemli olan, onun mahkûmları kırbaçlatmaktan haz duymamasıydı.

İşin ilginç yanı, onun zamanında kırbaç cezasına çarptırılanlar bile yedikleri o kırbaçları tatlı bir sevgiyle anıyorlardı. Mahkûmlara öylesine sevdirmişti kendini!

Neyiyle mi?

Böylesine bir ünü neyiyle mi kazanmıştı?

Cezaevimizdeki mahkûmlar, belki de tüm Rus halkı gibi, çektikleri her çeşit acıyı tatlı bir sözcüğe unutmaya hazırlardı.

Öyle ki, üsteğmenden kırbaç yiyenler yedikleri o kırbaçları andıklarında duygulanıyorlardı.


֍ ֍ ֍

Dostoyevski “Çok tuhaftır” diyor.

“Hiç de iyi insan olmadıkları halde çevrelerine kendilerini sevdirmiş insanlar vardır!”

Dostoyevski’nin analizleri toplum ve kitle psikoloji açısından büyük önem taşıyor.

Derslerde vaka olarak kesinlikle inceletilmelidir.

“Aradan uzun zaman geçmiş olmasına rağmen, ondan söz ederlerken, değil ondan nefretle söz etmek, tersine onun şeytanlıklarını anlatırlarken gülümsüyorlar, büyük haz duyuyorlardı.”

Bunlar size neyi çağrıştırıyor?

KIRBAÇLAYAN DA GÜLÜMSÜYOR, KIRBAÇ YİYEN DE

Görüyoruz ki, sırtları kırbaçtan kan çanağına dönen mahkûmlar, sahte bir dünya kuruyor ve varoluşlarını bu biçimde sürdürüyor.

Mahkûmlar, “indir” komutundan bir saniye sonra kırbacın bedenlerine ıslık çalarak bıçak gibi ineceğini bile bile gülümserlermiş.

“Kırbacı indirecek olan da gülümsermiş, kırbacı yiyecek olan da!”

Emri veren mutlu olduğu gibi kırbaçla cezalandırılan mahkûm da koğuşuna mutlu biçimde dönüyormuş.

“TAMAMLAMA FANTEZİSİ”

Peki, bu durum niçin böyledir? Bunun açıklaması nedir?

Bir insan mazoşist değilse, eziyet ve işkenceden zevk alır mı?

Bunlar ve benzeri soruların yanıtları bellidir.

Cevap veriyorum:

İnsanlarda “eksiklik nesnesi” vardır.

Dostoyevski’nin romanındaki işkence altındaki mahkûmlar sevgi ve şefkatten yoksundur.

Büyük bir sevgi ve korunma açlığı çekmektedirler.

Bu eksikliklerini bir “şeyle” tamamlamak zorundadırlar.

Bu “şey” de, bir “tamamlama fantezisidir."

Bireyler ve toplumlar eksikliklerini bir fantezi/hayal ile tamamlarlar!


Dostoyevski’nin mahkûmları yaşadıkları işkenceyi, işkencecinin güzel ve şefkatli sözleriyle (çünkü romandaki işkenceci gülerek emir vermektedir) tamamlamaktadırlar.

O halde tekrar edelim:

Bireyler ve toplumlar eksikliklerini bir fantezi/hayal ile tamamlarlar!

Ve rüya âleminde yaşayarak var olmaya çalışırlar.

(Yeniçağ, 25.02.2019, Pazartesi)
   
Arkadasima Gonder  Yazdir
 Puanla :
 Puan Durum :
  Düşünce / Yorum
Henüz gönderilmiş Yorum / Düşünce kaydı yoktur.
Düşünce / Yorum Yaz
  Diger Yazilari (Son 15 Yazi)
 17.05.2020 “PAŞA, PAŞA.. DEVLETİ KURTARABİLİRSİN!”
 03.05.2020 DENİZLER
 26.04.2020 “VİCDANSIZ BİR NESNE”® OLARAK İNSAN
 19.04.2020 “TIKAYICI BİR SORU”®
 06.04.2020 BÜYÜSÜ BOZULAN DÜNYA
 30.03.2020 Kültürel Irkçılık: YAŞ AYRIMCILIĞI
 28.03.2020 “Demo-faşist”® BİR VİRÜSÜN SİYASAL YAPISI
 23.03.2020 BİR SALGININ TOPLUMSAL VE RUHSAL BOYUTLARI
 15.03.2020 RİSK TOPLUMU ve “ÜRETİLEN ANKSİYETE”®
 14.03.2020 Toplumsal Paniğe Karşı “ETİK SUǔ ve “AN-ETİK CEZA”®
 09.03.2020 ŞAH DA PİYON DA AYNI KUTUYA...
 07.03.2020 TEKSAS VE TOMMİKS’İN RAKİBİ KARAOĞLAN
 02.03.2020 ŞEHİTLERİMİZ HAK ETMEDİ Mİ?
 01.03.2020 Gerçeklerin Yok Edilmesi: POST-TRUTH ÇAĞI
 23.02.2020 ACILAR SOSYOLOJİSİ
  17.04.2020 23:39:00
yusuf İNAN
SAYIN VEKİLİM ZEYNEL EMRE BEY KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ART...

15.04.2020 13:42:00
Sibel gunaydın
Hulki Bey merhaba, endüstri devrimi ile beraber oluşan iş...

14.04.2020 23:16:00
İsmail Demirtaş
Sayın Hocam Merhaba 1996-1997-1998 Yıllarında (yılını ta...

10.04.2020 23:53:00
Hikmet Kul
Sosyal mesafe ve bireysel izolasyon diye haftalardır bağı...

08.02.2020 14:08:00
Kenan Koraltan
Sevgili Cevizoğlu eski Cumhuriyet dönemi denizcilik bakan...

08.02.2020 01:04:00
Muzaffer BAŞ
Merhaba. Belki ben yeterince takipçi olamadım ama progra...

08.02.2020 00:51:00
İsim vermek istemiyorum
Hulki bey, cockpltte kuleyle konuşan kaptan ise uçağı uçu...

08.02.2020 00:47:00
İlker Keskin
Programı ilgiyle izliyorum. Övgün Ahmet hocama Jeofizik m...

08.02.2020 00:41:00
seyfettin sönmez
Sayın Hulki Cevizoğlu, Uçak kazası ile ilgili olarak b...

08.02.2020 00:34:00
HAKKI YALCIN
Kusura bakmayın, tweet atamadım. Youtube ve benzeri sitel...

 
 Site Ici Hizli Arama
 

  İletişim Kulübü
E-Posta :
Şifre :
    Beni Hatırla
   

  Yeni Kayıt  Şifremi Unuttum

 
Gizlilik SözleşmesiTelif Bilgisi
Son Güncelleme : 29 Mayıs 2020 Cuma
Tüm Hakları Ceviz Kabuğu'na aittir 1994-2020 © İzinsiz alıntı yapılamaz.
Tasarım & Kod : GDTC