23 Şubat 2020 Pazar   

 Gündem

 Bu Hafta

 Kitaplar

Özgeçmiş

Yazı Arşivi

Fotoğraflar

Sık Sorulan Sorular

 
 Hulki Cevizoglu Yazilar

21 Ocak 2019 Pazartesi
Ceviz Kabuğu

MODERN KAFATASÇILIK!

Son günlerde yeni bir “moda” peydah (!) oldu: “10 yıl önce 10 yıl sonra” (10yearschallenge) akımı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, vatandaşlar da bu akıma kapıldı. Ben de “kaçamadım” ve twitter’da fotoğraf paylaştım.

Şimdi biraz analitik yaklaşalım ve sizi korkutalım (Hoş, Türk insanının bu ülkede korkacak nesi kaldıysa!)

TOPLUMSAL DENEYLER

İnsanlar, özellikle cep telefonları ile gündelik etkinliklerini kaydediyor ve bu kayıtları (verileri) diğer insanlarla (tanımadıklarıyla da) sosyal medyada paylaşıyor. Ben bu cep telefonlarına “insanın kara kutusu” diyor ve bizim köyde, “kaybolmasın” diye ineklerin boynuna takılan çana benzetiyorum. Kaybolmayalım (!) diye boyunlara asılan bu “inek çanı” ben dâhil hepimizde var.

Bu tür “toplumsal deneylerde” (ki, bunun da deneysel amaçla çıkarıldığını, öyle olmasa bile sonradan deney amacıyla kullanıldığını düşünenlerdenim), deneyden kaçamayacağınız bir çekicilik söz konusudur.

“Ben” de, “ben” de orada olmalıyım, duygusu sizi tutsak alır.

Buradaki “ben”, sizin egonuz yani kimlik ve benliğinizdir. Mutlaka öne çıkmak ister.

Siz öne çıktıkça, kontrol edilemez biçimde deney alanının daha çok içine çekilirsiniz, deney evreni deneyciler (kuklacılar da diyebiliriz) açısından zenginleşir ve çok verimli hâle gelir.

Çok uzatmak istemem. Meraklısı, küçük bir internet araştırması ile istediği güzel bilgilere ulaşabilir. “Ben” (!) kısaca bilgilendireyim.

BİYOMETRİK DENETİM, TEKNOLOJİNİN LANETİ

“10 yıl önce 10 yıl sonra” akımı (modası), biyometrik bir uygulama aslında.

Biyometri nedir derseniz, en basit açıklaması, hepimizin bildiği parmak izi uygulamasıdır, yani kimlik bilgisidir.

Her teknolojik gelişmede olduğu gibi, biyometrinin kullanıldığı olumlu uygulamalar var. Tıp ve sağlık alanındaki kimi kontrol sistemleri biyometrik çalışmalara dayanıyor.

“Teknoloji felsefecileri” teknolojinin nimet mi lanet mi olduğu konusunda ikiyi bölünmüş durumdadır.

En ünlü filozoflar arasında “insanın teknolojinin kölesi” olduğunu savunanlar vardır. Teknolojiyi kullanan ve icat eden insan olduğu için, bence bu sözün anlamı aslında, teknoloji yoluyla “insanın insanı köleleştirmesi” demektir.

İnsanın gündelik yaşamına parmak izi uygulaması ile giren biyometrik uygulamalar, fiziki ve davranışsal olarak iki grupta karşımıza çıkıyor.

Fiziki biyometrik uygulamalar, yüz, ses, el geometrisi, göz irisi ve göz retinasından kimlik belirleme ve kimlik takibi.

Davranışsal biyometrik izlemeler ise insanın elinden tıkan imza, yazı; ağzından çıkan ses (konuşma tarzı), dudak hareketleri ve yürüyüş biçiminde toplanıyor.

NİCELLEŞTİRİLMİŞ BENLİK HAREKETİ (ÖZTAKİP)

Sağlık alanında, işimizi kolaylaştıran ve “nicelleştirilmiş benlik hareketi” adı verilen “öztakip” (selftracking) sistemi var.

Hastaların kendi kalp atış hızını, nefes almasını, uyku süresini ve hapşırmasını/tıksırmasını izlemek ve bunun doktor tarafından analize tabi tutulması bile “kayıt altına alma” ve kontrol anlamına geliyor.

Yüz tanıma sistemleri binalara giriş çıkışta kimlik doğrulamada, suçlu kimlik tespitinde, akıllı ev sistemlerinde, giyilebilir nesnelerde, ünlü sosyal paylaşım sitelerinde, eğlence uygulamalarında, kayıpların bulunmasında ve elektronik ticarette kullanılır duruma geldi.

“Teknoloji nimet mi lanet mi” tartışmasının lanet bölümüne baktığımızda, “özel” yaşamın yok edildiğini, “özel yaşamın gönüllü olarak servis edildiğini” görüyoruz. Mahremiyetlerin yok edildiği bir distopya çıkıyor karşımıza.

Bu, George Orwell’in sözünü ettiği “Büyük Birader Bizi İzliyor” (Big brothers waching us) gerçeği.

Biz, irademiz dışında yüzümüzün tanınmasını istemiyor olabiliriz. Ama, sistem bizi gönüllü köle haline getiriyor ve farkında olmadan “10 yıl önce 10 yıl sonra” fotoğraflarımızı paylaşıyoruz. Seve seve.

Devletler ve devleşen özel şirketler böylece tüm insanlardan veri topluyor. Bu veriler nerede, nasıl ve bize sormadan (ya da mecbur bırakılarak) nasıl kullanılıyor? Bunlar etik mi?

Bu verileri istihbarat servisleri hangi amaçla kullanıyor? Örneğin, FBI’ın veritabanında 117 milyon yetişkinin fotoğrafının kayıtlı olduğu internet haberinde bile yer alıyor. Buna rağmen, İstanbul’da konsoloslukta parçalara ayrılan Suud/Amerikan gazeteci Kaşıkçı’nın katilleri bulunamıyor!!

Demek ki, işin içine politik çıkarlar girince, teknoloji de, takip sistemi de, yüz okuma sistemi de fayda etmiyor!

“BEN” DE…

Bu son akıma ben de uydum.

Ama “iradi biçimde”, distopyadan “kaçarak”, 10 yıl önceki değil, 50 yıl önceki fotoğrafımla.

Twitter’da paylaştığım fotoğraf ve notu burada sizlerle de paylaşıyorum:

Yukarıdaki fotoğrafların yazısı da şöyleydi: “Sosyal medyadaki ‘10yearschallenge’ modasına yaklaşık 50 yıl önceki fotoğrafımla meydan okuyorum  (Ortadaki yakışıklı benim).”

İNTERNET YOLUYLA MODERN KAFATASÇILIK

Yüz görüntülerinin analizinde gözler arasındaki mesafe, göz çukurlarının derinliği, burun genişliği, ağız ve çene kenarlarındaki mesafeler, elmacık kemiklerinin biçimi, çene hattının uzunluğu gibi bütün yüz yapısı ölçülüyormuş.

Bunlar bize hemen bir şeyi çağrıştırıyor değil mi?

Yıllar önce yapılan kafatası ölçümlerini.

Fizik antropolojinin bilimsel kafatası ölçümleri artık sanal dünyada, internet uygulamaları ile “modern kafatasçılığa” dönüşmüştür.

(Yeniçağ, 21.01.2019, Pazartesi)
   
Arkadasima Gonder  Yazdir
 Puanla :
 Puan Durum :
  Düşünce / Yorum
Henüz gönderilmiş Yorum / Düşünce kaydı yoktur.
Düşünce / Yorum Yaz
  Diger Yazilari (Son 15 Yazi)
 22.02.2020 YAĞMALANIRKEN “GÜNDEMİ EZDİ”
 17.02.2020 “GÜNDEM EZMESİ”® VE İNSAN YOKSUNLUĞU
 06.02.2020 CEHALET HER ZAMAN KÖLELİĞİ GETİRİR
 02.02.2020 İNTERNET FENOMENİ İLBER ORTAYLI’DAN YENİ AÇIKLAMALAR
 01.02.2020 “GÜNDEM KAYMASI”® VE “TEK BOYUTLU TOPLUM”
 26.01.2020 DEPREMLERİN PSİKOLOJİSİ VE SOSYOLOJİSİ
 25.01.2020 DEPREM VE RİTÜEL
 20.01.2020 ECEVİTLER VE ÖRGÜTÇÜLÜK
 19.01.2020 “OKUMADIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER”
 13.01.2020 KUTUP KADINLAR®
 11.01.2020 RETORİĞİN BÜYÜSÜ, İNSANLIĞIN ÖLÜMÜ!
 05.01.2020 ÜMMET ZALİM İŞBİRLİĞİ
 04.01.2020 ORDU GÖNDERMEK VE SERSERİLİK!
 29.12.2019 “Kanal İstanbul”: TEK DÜNYA DEVLETİ PROJESİ
 23.12.2019 İSTİKLAL SOSYOLOJİSİ
  08.02.2020 14:08:00
Kenan Koraltan
Sevgili Cevizoğlu eski Cumhuriyet dönemi denizcilik bakan...

08.02.2020 01:04:00
Muzaffer BAŞ
Merhaba. Belki ben yeterince takipçi olamadım ama progra...

08.02.2020 00:51:00
İsim vermek istemiyorum
Hulki bey, cockpltte kuleyle konuşan kaptan ise uçağı uçu...

08.02.2020 00:47:00
İlker Keskin
Programı ilgiyle izliyorum. Övgün Ahmet hocama Jeofizik m...

08.02.2020 00:41:00
seyfettin sönmez
Sayın Hulki Cevizoğlu, Uçak kazası ile ilgili olarak b...

08.02.2020 00:34:00
HAKKI YALCIN
Kusura bakmayın, tweet atamadım. Youtube ve benzeri sitel...

08.02.2020 00:33:00
Mete ölç
Sabiha gökçendeki uçak kazası ile ilgili acaba emergency ...

08.02.2020 00:10:00
mehmet özeriç
Ne çok uğraşıyorsunuz uçağın inişi sırasında yanma var m...

08.02.2020 00:09:00
Mustafa salman
İyi akşamlar, Dünya genelinde meydana gelen uçak kazalar...

08.02.2020 00:06:00
Özden Düzgün
Sayın Hulki bey iyi yayınlar dilerim.. Uçakta yangın va...

 
 Site Ici Hizli Arama
 

  İletişim Kulübü
E-Posta :
Şifre :
    Beni Hatırla
   

  Yeni Kayıt  Şifremi Unuttum

 
Gizlilik SözleşmesiTelif Bilgisi
Son Güncelleme : 23 Şubat 2020 Pazar
Tüm Hakları Ceviz Kabuğu'na aittir 1994-2020 © İzinsiz alıntı yapılamaz.
Tasarım & Kod : GDTC